Sarsıntı bittiğinde telefona uzanıyorsunuz. Açıklanan büyüklüğe bakıp şaşırıyorsunuz: “Önceki deprem de aynı büyüklükteydi ama bu kez çok daha güçlü hissettim.” Böyle bir karşılaştırma yaptığınızda, açıklanan rakamı sorgulamanız anlaşılır. Ancak bu farkın nedeni, büyüklüğün yanlış ölçülmesi olmak zorunda değil.
“Aynı büyüklükteki depremler aynı sarsar” düşüncesi, depremle ilgili yaygın bir yanılgı. Çünkü depremin büyüklüğü, bulunduğunuz noktada yaşayacağınız sarsıntıyı tek başına anlatmaz. Depremin nerede ve hangi derinlikte gerçekleştiği, kırılmaya uzaklığınız ve ayaklarınızın altındaki zemin de sonucu değiştirir.
Büyüklük ve şiddet aynı şeyi anlatmaz
Günlük konuşmalarda birbirinin yerine kullanılsalar da büyüklük ve şiddet farklı kavramlardır. Büyüklük, depremin kaynağındaki boyutunu ifade eder. Şiddet ise belirli bir yerde yaşanan sarsıntıyı ve etkilerini anlatır.
Bu nedenle bir depremin büyüklüğü, siz başka bir şehirde olduğunuz için değişmez. Ancak aynı deprem bir yerde hafif hissedilirken başka bir yerde çok daha güçlü sarsıntıya yol açabilir. Ekranda gördüğünüz rakam, sizin bulunduğunuz yerdeki deneyiminizin doğrudan ölçüsü değildir.
Kırılmaya uzaklığınız fark yaratır
Deprem sırasında oluşan dalgalar yer içinde ilerlerken enerjileri genel olarak azalır. Bu yüzden depremi oluşturan kırılmaya yakın yerlerde sarsıntı çoğunlukla daha güçlüdür.
Aynı büyüklükteki iki depremi düşünün. Birinin kırılma alanı bulunduğunuz yere yakın, diğerininki daha uzakta olsun. Diğer koşullar benzerse yakın olanı daha güçlü hissetmeniz beklenir. Bu durum, uzaktaki depremin büyüklüğünün daha küçük olduğu anlamına gelmez; dalgaların size ulaşana kadar katettiği yol farklıdır.
Derinlik de bu mesafenin bir parçasıdır
Haritada bir depremin konumuna bakarken çoğunlukla yatay uzaklığa odaklanırız. Oysa deprem yerin altında gerçekleşir. Dalgaların yüzeye ulaşmak için aldığı yol da önemlidir.
Diğer koşullar benzer olduğunda, daha sığ bir deprem yakın çevresinde yüzeyde daha güçlü sarsıntı oluşturabilir. Daha derindeki bir depremde ise dalgaların yüzeye ulaşmak için daha uzun yol alması gerekir. Ancak derinlik de tek başına yeterli değildir; uzaklık ve yerel zemin koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Zemin, sarsıntıyı değiştirebilir
Deprem dalgaları her zeminde aynı şekilde davranmaz. Bazı yumuşak zeminler belirli dalgaları büyüterek yüzeydeki sarsıntıyı artırabilir. Bu nedenle deprem kaynağına benzer uzaklıktaki iki noktada bile farklı sarsıntılar yaşanabilir.
Burada “Yumuşak zeminde her deprem mutlaka daha güçlü hissedilir” gibi kesin bir kuraldan söz etmiyoruz. Etki, zeminin özelliklerine ve gelen dalgalara bağlıdır. Asıl önemli nokta, uzaklığın tek başına bütün farkı açıklamamasıdır.
Daha güçlü hissetmek, daha büyük deprem demek değildir
Bir depremi öncekinden daha güçlü hissetmeniz gerçek bir farklılığa dayanabilir. Fakat yalnızca bu deneyimden hareketle açıklanan büyüklüğün yanlış olduğu sonucuna varılamaz.
Aynı büyüklükteki iki deprem; farklı uzaklık, derinlik ve zemin koşulları nedeniyle sizi farklı sarsabilir. Dolayısıyla bir deprem haberini değerlendirirken yalnızca büyüklüğe bakmak, resmin önemli bir bölümünü kaçırmak demektir.
Deprem ve afetler hakkında doğru bilgi için Sismograf’ı takip edin.
.jpg)