Hava tahminlerinde “kuvvetli rüzgâr” veya “fırtına” ifadelerini sıkça duyuyoruz. Ancak saatte kırk kilometre hızla esen rüzgârla seksen kilometre hızla esen rüzgârın günlük hayatta nasıl bir fark yarattığını gözümüzde canlandırmak her zaman kolay olmuyor. Birinde şemsiyeyi tutmak zorlaşırken diğerinde gevşek çatı parçaları yerinden çıkabiliyor. Rüzgâr hızının ne anlama geldiğini bilmek, dışarı çıkmadan önce tehlikeyi değerlendirmemize yardımcı oluyor.
Rüzgârın çevremizde oluşturabileceği etkileri açıklamak için kullanılan Beaufort, diğer adıyla Bofor ölçeği, rüzgâr hızını karada ve denizde gözlenebilen durumlarla ilişkilendiriyor. Ancak bu ölçek kesin bir hasar tablosu değil. Bir ağacın sağlığı, bir çatının bakımı, çevredeki yapıların yerleşimi ve ani rüzgâr hamleleri, aynı hızdaki rüzgârın farklı sonuçlar yaratmasına neden olabiliyor.
Hafif esintiden yürümeyi zorlaştıran rüzgâra
Saatte yirmi ile yirmi sekiz kilometre arasındaki rüzgârda toz ve yerdeki gevşek kâğıtlar havalanmaya, küçük dallar hareket etmeye başlıyor. Hız yirmi dokuz ile otuz sekiz kilometreye çıktığında ise yapraklı küçük ağaçların sallandığı görülebiliyor. Çevredeki hareket giderek belirginleşse de bu aralıkları tek başına bir fırtına göstergesi olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Saatte otuz dokuz ile kırk dokuz kilometre arasındaki rüzgâr, büyük dalları hareket ettirebiliyor. Şemsiye kullanmak zorlaşıyor; rüzgâr artık günlük hareketlerimizi daha fazla etkiliyor. Elli ile altmış bir kilometre arasındaysa ağaçlar bütünüyle sallanabiliyor ve rüzgâra karşı yürümek güçleşmeye başlıyor.
Bu etkiler, hava tahminindeki sayının neden yalnızca bir ayrıntı olmadığını gösteriyor. Dışarıdaki koşulları değerlendirirken yağışın yanında rüzgâr hızını da dikkate almak gerekiyor.
Hangi hızlarda hasar görülebilir?
Rüzgâr saatte altmış iki ile yetmiş dört kilometre arasına ulaştığında ağaçların ince dalları kırılabiliyor ve yürümek belirgin biçimde zorlaşabiliyor. Bu koşullarda tehlike yalnızca rüzgârın vücudumuza uyguladığı kuvvetten kaynaklanmıyor. Çevreden kopan veya savrulan parçalar da risk oluşturabiliyor.
Saatte yetmiş beş ile seksen sekiz kilometre arasındaki rüzgârda yapılarda hafif hasar görülebiliyor. Özellikle gevşek çatı kaplamaları ve benzeri parçalar yerinden çıkabiliyor. Seksen dokuz ile yüz iki kilometre arasındaysa ağaçların kökünden sökülmesi ve ciddi yapısal hasarlar, ölçeğin tanımladığı olası etkiler arasında yer alıyor.
Ancak “Bu hızın altında hiçbir şey olmaz” düşüncesi yanlış. Zayıflamış bir ağaç dalı veya iyi sabitlenmemiş bir parça, daha düşük hızlarda da tehlike yaratabilir. Aynı şekilde belirtilen aralığa ulaşılması, her ağacın devrileceği veya her çatının zarar göreceği anlamına gelmez.
Ortalama rüzgâr ile ani hamle arasındaki fark
Beaufort ölçeğindeki hızlar ortalama rüzgârı temel alıyor. Hava tahminlerinde ayrıca belirtilen ani rüzgâr hamleleri ise kısa süreli hız artışlarını ifade ediyor. Bu nedenle ortalama hızın yanında hamle tahminini de okumak önemli.
Rüzgârın sokak seviyesindeki etkisi de her yerde aynı olmayabiliyor. Binalar, arazi yapısı ve bulunduğumuz noktanın açıklığı, hissettiğimiz rüzgârı değiştirebiliyor. Yalnızca tek bir hız değerine bakmak yerine bulunduğumuz yer için yayımlanan meteorolojik uyarıları ve çevremizdeki koşulları birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Kuvvetli rüzgâr öncesinde ne yapılmalı?
Önlem almak için rüzgârın hasar vermesini beklememek gerekiyor. Balkon ve teraslardaki gevşek eşyaları rüzgâr kuvvetlenmeden güvene almak, dışarıdaki riskleri azaltmak için basit bir başlangıç. Kuvvetli rüzgâr sırasında ise ağaçlardan, tabelalardan ve çatı kenarlarından uzak durmak önem taşıyor.
Hava durumundaki rüzgâr hızı, günlük planlarımızı etkileyebilecek bir güvenlik bilgisi. Bu sayıları doğru yorumlamak, ani hamleleri dikkate almak ve resmî uyarıları takip etmek, zamanında önlem almamıza yardımcı oluyor.
Afetlere karşı doğru bilgi ve farkındalık için Sismograf’ı takip edin.
.jpg)