Kulağa bilim kurgu filmlerinden çıkmış gibi gelse de dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan depremler sırasında benzer ışıkların görüldüğü bildiriliyor. Bilim insanları bu olayı uzun yıllardır araştırıyor. Ancak işin en ilginç tarafı, bu ışıkların nasıl oluştuğuna ilişkin tartışmaların hâlâ devam etmesi.
Deprem Işıkları Gerçekten Var mı?
Bilim dünyasında bu tür görüntüler deprem ışıkları (Earthquake Lights veya EQL) olarak adlandırılıyor. Amerikan Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), depremlerle bağlantılı olduğu bildirilen ışıkların farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Bazen gökyüzünde ani bir parlama, bazen hareket eden ışık küreleri, bazen de kısa süreli ve geniş bir aydınlanma şeklinde tarif ediliyorlar.
Üstelik bu ışıkların tek bir rengi yok. Mavi ve beyaz parlamaların yanı sıra yeşilimsi veya farklı tonlarda ışıklar da bildiriliyor. Fakat burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Deprem sırasında görülen her ışığın doğrudan yer kabuğundaki hareketlerden kaynaklandığı bilimsel olarak doğrulanmış değil.
USGS'ye göre bazı araştırmacılar, deprem ışıklarının en azından belirli bir bölümünün gerçek bir jeofiziksel olayı temsil edebileceğini düşünüyor. Bazıları ise mevcut gözlemlerin bu sonuca ulaşmak için yeterli olmadığını savunuyor.
Yani görüntüler gerçek olabilir, ancak görüntünün nedeni her zaman düşündüğümüz şey olmayabilir.
İlk İhtimal: Elektrik Hatları
Depremler sırasında gökyüzünde görülen güçlü ışıkların bazıları, aslında şehirlerin elektrik altyapısından kaynaklanabiliyor.
Şiddetli sarsıntılar elektrik hatlarına, bağlantı noktalarına ve trafolara zarar verebiliyor. Bu sırada oluşan elektrik arkları, özellikle geceleri oldukça parlak mavi veya beyaz ışıklar ortaya çıkarabiliyor. Işığın bulutlara ve çevredeki yapılara yansıması, gökyüzünün geniş bir bölümünün aydınlanmış gibi görünmesine neden olabiliyor.
Dolayısıyla bir deprem videosunda gökyüzünün aniden maviye dönmesi, mutlaka yer kabuğunun doğrudan ışık ürettiği anlamına gelmiyor.
Ancak bütün gözlemleri elektrik altyapısıyla açıklamak da mümkün olmayabilir. İşte bilim insanlarının araştırdığı ikinci ihtimal burada devreye giriyor.
İkinci İhtimal: Yer Kabuğunun Elektrik Üretmesi
Deprem sırasında yer kabuğundaki kayaçlar çok büyük mekanik gerilmelere maruz kalıyor. Bazı araştırmacılar, belirli kayaçların bu koşullar altında elektrik yükleri oluşturabileceğini öne sürüyor.
Bu hipoteze göre kayaçlarda ortaya çıkan elektrik yükleri, uygun koşullarda yer yüzeyine kadar ilerleyebilir. Ardından atmosferle etkileşerek ışık oluşumuna katkıda bulunabilir.
Başka bir ifadeyle, deprem sırasında yalnızca yerin hareket etmesi değil, kayaçların elektriksel özelliklerinin değişmesi de söz konusu olabilir.
Ancak bu açıklama henüz bütün bilim dünyası tarafından doğrulanmış, her deprem ışığını açıklayan kesin bir mekanizma değil. Araştırmacılar hangi koşullarda böyle bir olayın gerçekleşebileceğini ve gözlemlenen ışıkların ne kadarının bu süreçle ilişkili olduğunu anlamaya çalışıyor.
Türkiye'deki Depremler de Araştırmalara Konu Oldu
Deprem ışıkları yalnızca uzak ülkelerde bildirilen bir olay değil. Türkiye'de yaşanan büyük depremler sırasında kaydedilen görüntüler de bilimsel araştırmalarda incelendi.
Özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından yapılan bir araştırmada, deprem ışıklarıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen çok sayıda video analiz edildi. Çalışmada 127 yeni video kaydı ve yaklaşık 700 parlama incelendi.
Araştırmacılar, gözlemlerde beyaz ve mavi renklerin öne çıktığını, bazı parlamaların ise saniyenin çok küçük bir bölümü kadar sürdüğünü bildirdi. İncelenen görüntülerdeki ortanca parlama süresi yaklaşık 0,3 saniyeydi.
Bu bulgular dikkat çekici olsa da her görüntünün kaynağının kesin olarak belirlendiği anlamına gelmiyor. Farklı olayları birbirinden ayırmak, deprem ışıklarını araştırmanın en önemli güçlüklerinden biri olmaya devam ediyor.
Peki, Bu Işıklar Depremin Habercisi Olabilir mi?
Belki de insanların en çok merak ettiği soru bu. Eğer bazı ışıklar depremlerle ilişkiliyse, gökyüzünü izleyerek yaklaşan bir depremi önceden anlayabilir miyiz?
Bugünkü bilimsel bilgilerimize göre hayır.
Bazı ışıkların büyük sarsıntılar sırasında veya bunlara yakın zamanlarda görüldüğü bildirilse de bu gözlemlerden güvenilir bir deprem tahmin yöntemi geliştirilemedi.
USGS, deprem ışıkları da dahil olmak üzere geçmişte araştırılan pek çok olası deprem belirtisinin, gelecekte gerçekleşecek depremleri güvenilir şekilde tahmin edebildiğinin gösterilemediğini belirtiyor.
Dolayısıyla gökyüzünde ani bir parlama görmek, yakında deprem olacağı anlamına gelmiyor. Aynı şekilde gökyüzünde hiçbir ışık görülmemesi de deprem olmayacağının garantisi değil.
Özellikle sosyal medyada paylaşılan görüntülerin tarihini, çekildiği yeri ve gerçek kaynağını doğrulamadan bunları yaklaşan bir felaketin işareti olarak değerlendirmek yanlış sonuçlara yol açabilir.
Gökyüzü Parladığında Ne Yapmalısınız?
Bir deprem sırasında mavi veya beyaz ışık gördüğünüzde dikkatinizi bu görüntüye değil, öncelikle kendi güvenliğinize vermelisiniz.
Bir binanın içindeyseniz sarsıntı devam ederken güvenli bir noktada Çök-Kapan-Tutun hareketini uygulamak, pencerelerden ve devrilebilecek eşyalardan uzak durmak önemlidir. Dışarıdaysanız elektrik hatlarından, binalardan ve düşebilecek nesnelerden uzaklaşmanız gerekir.
Çünkü gökyüzünde gördüğünüz ışık, hasar gören bir elektrik sisteminden de kaynaklanıyor olabilir. Özellikle kopmuş kablolara ve elektrik altyapısındaki hasarlı bölgelere yaklaşmamak gerekir.
Depremin kendisini ve çevrenizde oluşturabileceği tehlikeleri dikkate almak, ışığın nedenini o anda çözmeye çalışmaktan çok daha önemlidir.
Bilimin Henüz Cevaplayamadığı Sorular
Deprem ışıkları, doğal olaylar hakkında ne kadar çok şey öğrensek de hâlâ yanıt bekleyen sorularımız olduğunu gösteriyor.
Bugün bilim insanları depremlerin nasıl oluştuğunu, sismik dalgaların nasıl yayıldığını ve fayların nasıl hareket ettiğini büyük ölçüde açıklayabiliyor. Ancak yer kabuğundaki karmaşık fiziksel süreçlerin atmosferde gözlemlenen bazı ışık olaylarıyla ilişkisi konusunda araştırmalar sürüyor.
Belki gelecekte gelişmiş sensörler, yüksek çözünürlüklü kameralar ve daha kapsamlı ölçümler sayesinde bu gizemli parlamaların ne kadarının jeolojik süreçlerden kaynaklandığı daha net anlaşılacak.
Şimdilik bildiğimiz en önemli gerçek şu: Deprem sırasında gökyüzünün parlaması, tek başına doğaüstü bir olayın veya yaklaşan başka bir felaketin kanıtı değil. Bazı parlamaların bilinen elektriksel nedenleri bulunurken bazılarının açıklanması hâlâ bilimsel araştırma gerektiriyor.
Sismograf olarak amacımız, depremler ve doğal afetler hakkında merak edilen soruları bilimsel bilgilerle yanıtlamak ve afet bilincinin gelişmesine katkıda bulunmak. Depremle ilgili güncel bilgilere ulaşmak ve afetlere hazırlık araçlarını keşfetmek için Sismograf platformunu ziyaret edebilirsiniz.
.jpg)