Aynı Büyüklükte Deprem Karada mı, Denizde mi Daha Tehlikeli?


 

Bir deprem haberinin ardından çoğumuz önce büyüklüğüne, sonra merkez üssüne bakıyoruz. Haritadaki nokta denizin üzerindeyse bazen rahatlatıcı bir düşünce geliyor: “Neyse ki karada olmamış.” Oysa depremin denizde meydana gelmesi, kıyıdaki yerleşimlerin daha az sarsılacağını tek başına göstermez.

Aynı büyüklükte iki deprem, bulunduğunuz yerde farklı etkiler oluşturabilir. Bu farkı anlamak için yalnızca karaya ya da denize bakmak yetmez; depremin derinliğini, kırılan faya uzaklığınızı ve üzerinde bulunduğunuz zemini de değerlendirmek gerekir.


Aynı büyüklük, aynı sarsıntı anlamına gelmez

Depremin büyüklüğü ile sizin hissettiğiniz sarsıntı aynı kavram değildir. Büyüklük, depremin kaynağındaki boyutunu ifade ederken şiddet, belirli bir yerde ortaya çıkan etkileri anlatır. Bu nedenle tek bir deprem, farklı yerlerde farklı şiddetlerde hissedilebilir.

Örneğin aynı büyüklükteki iki depremden biri size yakın ve sığ, diğeri daha uzak ve derinse, bulunduğunuz yerde oluşturdukları sarsıntı aynı olmayabilir. Genel olarak deprem kaynağına uzaklık arttıkça sarsıntı zayıflar. Derinlik de kaynağa olan bu mesafenin bir parçasıdır.


Karadaki deprem neden daha ağır hissedilebilir?

Karada meydana gelen bir depremde kırılan fay, yerleşim alanlarına çok yakın olabilir. Özellikle sığ bir depremde, kaynağa yakın bölgeler güçlü sarsıntıya maruz kalabilir. Ancak buradan “Kara depremleri her zaman daha tehlikelidir” sonucunu çıkarmak doğru olmaz.

Karşılaştırmayı değiştiren temel unsurlardan biri uzaklıktır. Karada fakat sizden uzakta meydana gelen bir deprem, kıyının hemen açığındaki bir depremden daha hafif hissedilebilir. Haritadaki noktanın hangi tarafta kaldığı, tek başına sarsıntının ne kadar güçlü olacağını söylemez.


Denizdeki deprem karayı nasıl etkiler?

Deniz depremi dediğimiz olay da deniz tabanının altındaki yer kabuğunda gerçekleşir. Sarsıntı, kıyı çizgisinde durmaz. Kıyıya yakın bir deprem, çevredeki kara alanlarında da güçlü biçimde hissedilebilir.

Üstelik aynı uzaklıktaki iki yerde bile sarsıntı farklılaşabilir. Bunun nedenlerinden biri yerel zemin koşullarıdır. Yumuşak zeminler, bazı deprem dalgalarını büyüterek sarsıntının daha güçlü olmasına yol açabilir. Dolayısıyla “Merkez üssü uzaktaydı, neden burada bu kadar hissedildi?” sorusunun yanıtında zeminin de payı olabilir.


Denizdeki ek tehlike: Tsunami ihtimali

Denizde veya denize yakın meydana gelen depremlerde, yer sarsıntısına ek olarak tsunami ihtimali de değerlendirilir. Ancak her deniz depremi tsunami oluşturmaz.

Tsunami oluşumunda önemli mekanizmalardan biri, deniz tabanının ani hareketiyle üzerindeki su kütlesinin yer değiştirmesidir. Depremin büyüklüğü, derinliği ve deniz tabanındaki hareketin özellikleri sonucu etkiler. Depremle tetiklenen denizaltı heyelanları da tsunami oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca “Deprem denizde oldu” bilgisiyle tsunami oluşacağını ya da oluşmayacağını kesin olarak söylemek mümkün değildir.


Peki hangisi daha tehlikeli?

Bu sorunun her deprem için geçerli tek bir cevabı yok. Karadaki bir deprem, yerleşime yakınlığı nedeniyle daha güçlü sarsıntı oluşturabilir. Denizdeki bir deprem de kıyıdaki yerleşimleri güçlü biçimde etkileyebilir ve uygun koşullarda tsunami tehlikesini beraberinde getirebilir.

Bu yüzden bir deprem haberini değerlendirirken büyüklüğü ve merkez üssünü birlikte okumak bile her zaman yeterli değildir. Derinlik, uzaklık ve yerel zemin koşulları da tablonun önemli parçalarıdır. “Denizde olmuş, güvendeyiz” düşüncesi yerine, depremin bulunduğunuz yeri hangi koşullarda etkileyebileceğine odaklanmak gerekir.

Deprem ve afetler hakkında doğru bilgi için Sismograf’ı takip edin.