İstanbul depremi denildiğinde genellikle binaların dayanıklılığı, köprüler, yollar ve ulaşım altyapısı gündeme geliyor. Ancak İstanbul'un deniz ulaşımı da olası bir depremin etkilerinden bağımsız değil. Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek büyük bir deprem, belirli koşullar altında tsunami tehlikesini de beraberinde getirebilir. Bu durum, özellikle kıyı bölgelerinde, limanlarda ve deniz ulaşımında dikkatle değerlendirilmesi gereken bir afet senaryosu oluşturuyor.
Üstelik denizde bulunmak, her koşulda güvende olduğunuz anlamına gelmiyor. Depremin gerçekleştiği konum, olası bir tsunaminin özellikleri ve geminin bulunduğu bölge, karşılaşılabilecek tehlikeleri önemli ölçüde değiştirebilir.
İstanbul Depremi Tsunamiye Neden Olabilir mi?
Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun etkisi altında bulunan ve aktif tektonik hareketlerin gerçekleştiği bir bölgede yer alıyor. Deniz tabanında meydana gelen bazı depremler, ani yer değiştirmeler veya depremle tetiklenen denizaltı heyelanları nedeniyle su kütlesini harekete geçirerek tsunami oluşturabilir. Ancak her deniz depremi tsunamiye neden olmaz. Tsunaminin oluşumu ve büyüklüğü; deniz tabanındaki hareketin özelliklerine, yer değiştiren su miktarına ve bölgenin coğrafi yapısına bağlıdır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ODTÜ iş birliğiyle gerçekleştirilen tsunami araştırmalarında, Marmara kıyılarının farklı senaryolar karşısında nasıl etkilenebileceği incelendi. Bu çalışmalar, olası tsunami tehlikesinin yalnızca dalga yüksekliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Kıyılardaki su baskınları, güçlü akıntılar ve limanlarda meydana gelebilecek olumsuz koşullar da afet yönetiminin önemli parçaları arasında bulunuyor.
Tsunami dalgaları açık okyanusun derin bölgelerinde gemiler tarafından fark edilemeyecek kadar düşük yüksekliğe sahip olabilir. Ancak kıyılara yaklaştıklarında deniz tabanının etkisiyle farklı davranışlar sergileyerek su seviyesinde ani değişimlere ve güçlü akıntılara neden olabilirler. Özellikle limanlar, iskeleler ve sığ kıyı bölgeleri bu tür olaylarda tehlikeli hâle gelebilir.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Marmara Denizi, açık okyanuslardan farklı derinliklere ve coğrafi özelliklere sahip. Bu nedenle uluslararası rehberlerde açık okyanuslar için belirtilen güvenli derinlik tavsiyelerini İstanbul'daki bütün vapur seferlerine doğrudan uygulamak doğru değildir.
Deprem Sırasında Vapurdaysanız Ne Yapmalısınız?
Büyük bir depremin ardından vapurda bulunuyorsanız önceliğiniz, paniğe kapılmadan mürettebatın talimatlarını takip etmek olmalıdır. Geminin bulunduğu konum, kıyıya olan uzaklığı ve çevresindeki deniz koşulları, alınacak güvenlik kararlarını doğrudan etkiler. Bu nedenle yolcuların kendi başlarına hareket etmeleri veya bir an önce karaya ulaşmaya çalışmaları yeni tehlikeler oluşturabilir.
Gemide ani hareketlerden kaçınmak, düşme riskine karşı güvenli bir konumda bulunmak ve görevlilerin açıklamalarını dikkatle dinlemek önemlidir. Tsunami uyarısı verilmesi durumunda geminin kaptanı, ilgili kurumların yönlendirmelerini ve mevcut koşulları değerlendirerek hareket etmelidir. Böyle bir durumda denize atlamak, izinsiz şekilde filikalara yönelmek veya gemiyi kendi imkânlarınızla terk etmeye çalışmak ciddi tehlikeler doğurabilir.
Peki, tsunami tehlikesi bulunuyorsa vapurun mümkün olan en kısa sürede karaya dönmesi gerekmez mi? Aslında bu sorunun her durum için geçerli tek bir yanıtı bulunmuyor. Uluslararası tsunami güvenliği rehberleri, açık denizde bulunan gemilerin bazı durumlarda limanlardan uzak durmasının daha güvenli olabileceğini belirtiyor. Bunun nedeni, tsunami dalgalarının kıyılarda ve limanlarda oluşturabileceği güçlü akıntılar ve ani su seviyesi değişimleridir. Ancak bu yaklaşımın uygulanabilirliği, geminin konumuna ve bölgesel koşullara bağlıdır.
Buna karşılık, kıyıda veya limanda bulunan kişilerin tsunami uyarısı sırasında tekneye binerek denize açılmaya çalışmaları güvenli bir tahliye yöntemi değildir. Kıyıdaysanız ve güçlü bir deprem hissederseniz ya da doğal tsunami belirtilerini fark ederseniz resmî uyarıyı beklemeden kıyıdan uzaklaşmalı ve yüksek bölgelere yönelmelisiniz.
İlk Dalga Geçtiğinde Tehlike Sona Erer mi?
Tsunamiler hakkında yaygın yanlış düşüncelerden biri, tehlikenin tek bir büyük dalgayla sınırlı olduğudur. Oysa tsunami, art arda gelen dalgalardan oluşabilir ve ilk dalga her zaman en büyük dalga olmayabilir. Deniz seviyesindeki değişimler ve güçlü akıntılar saatler boyunca devam edebilir. Bu nedenle ilk dalganın ardından denizin sakinleşmesi, tehlikenin tamamen sona erdiğini göstermez.
Özellikle limanlarda, iskelelerde ve kıyıya yakın bölgelerde bulunan kişiler için bu durum büyük önem taşıyor. Tsunami dalgaları arasındaki zaman aralıkları değişebileceğinden, denizin geçici olarak sakinleşmesi yanıltıcı bir güvenlik hissi oluşturabilir. Yetkili kurumlar tehlikenin sona erdiğini açıklamadan kıyı bölgelerine geri dönülmemeli ve deniz ulaşımıyla ilgili resmî yönlendirmeler takip edilmelidir.
Sonuç: Denizde Olmak Her Zaman Güvende Olmak Değildir
İstanbul'da büyük bir deprem meydana geldiğinde deniz ulaşımında bulunan kişiler, karadaki insanlardan farklı tehlikelerle karşılaşabilir. Özellikle tsunami ihtimali söz konusu olduğunda geminin bulunduğu konum, kıyıya uzaklığı ve mevcut deniz koşulları hayati önem taşır.
Bu nedenle deprem sırasında vapurdaysanız kendi başınıza tahliye girişiminde bulunmak yerine mürettebatın yönlendirmelerine uymalısınız. Depremin ardından oluşabilecek ikincil afetler hakkında önceden bilgi sahibi olmak, beklenmedik durumlarda doğru kararlar vermenize yardımcı olabilir.
Afetler hakkında bilimsel bilgiler edinmek, farklı afet senaryolarını öğrenmek ve hazırlıklı olmak için Sismograf'ı takip edin.
.jpg)