Deprem Yaklaşık 70 Kilometre Uzaktaydı: Bayraklı’da Neden Yıkım Oldu?

 

Bir deprem haritasına bakarken ilk sorumuz çoğu zaman aynı oluyor: “Merkez üssü bize ne kadar uzak?” Ancak mesafe, bir binanın nasıl etkileneceğini tek başına açıklamıyor. 30 Ekim 2020’de Bayraklı’da yaşanan yıkım, bu sorunun yanına zemin ve yapı özelliklerini de koymamız gerektiğini gösteriyor.

Natural Hazards dergisinde yayımlanan Demirci, Karaman ve Bhattacharya imzalı çalışma, ağır hasarın görüldüğü bölgeyi saha gözlemleri ve deprem kayıtlarıyla inceliyor. Bölgede incelenen istasyon, merkez üssünden yaklaşık 70 kilometre uzaktaydı. Hasarlı yapıların altında ise kalınlığı 80 ile 300 metre arasında değişen alüvyon birikimleri bulunuyordu.

Alüvyonun etkisini yalnızca “zemin sağlam değil” diyerek anlatmak eksik kalır. Araştırmadaki istasyon karşılaştırmaları, 0,4–1,5 saniye titreşim periyodu aralığında yaklaşık 2,5–3 kat büyütmeye işaret ediyor. Buradaki saniye değeri depremin toplam süresi değil, bir titreşim döngüsünün süresidir. Bu sonuç, bütün Bayraklı’nın her depremde aynı oranda sallanacağı anlamına gelmez.

Asıl önemli ayrıntı, ağır hasarlı binaların yakınında ciddi yapısal hasar almamış binaların da bulunması. Araştırmacılar yıkılan yapılarda düşük beton kalitesi, yetersiz donatı ve birleşim detayları ile zayıf zemin katlar gibi sorunları tartışıyor. Zemin etkisi, yapıların taşıyıcı sistemindeki eksikliklerle birlikte ele alınıyor. Araştırmanın tamamı.

Bu bulguları okurken iki kolay genellemeden kaçınmak gerekiyor. İlçenin adından hareketle bütün binalara aynı hükmü vermek de, yakınındaki bir bina ayakta kaldığı için başka bir binayı güvenli kabul etmek de araştırmanın söylemediği sonuçlara ulaşmak olur. Bölgesel bir inceleme, tek bir adresin yapı güvenliği değerlendirmesinin yerine geçmez.

Bayraklı örneğini değerli yapan, uzaklıkla ilgili sezgimizi sorgulatması. Haritada ölçtüğümüz kilometre, hikâyenin başlangıcıdır. O mesafenin sonunda dalgaların karşılaştığı zemin ve üzerinde duran yapı da vardır.

Bu nedenle “Fay bize uzak” cümlesi bir değerlendirmeyi bitirmemeli. Daha iyi soruların başlangıcı olmalı: Bulunduğumuz yerde hangi zemin verileri mevcut? Binamız hakkında hangi mühendislik incelemeleri yapılmış? Elimizdeki bilgiler gerçekten bizim yapımıza mı ait?

Bayraklı’nın dersi, korkuyu büyütmekten çok değerlendirmeyi derinleştirmekle ilgili. Deprem güvenliği, haritadaki uzaklıkla sınırlı olmayan bir mühendislik meselesidir.