Faya Yakınlık Tek Başına Yeterli Değil
Deprem riski yalnızca faya olan uzaklıkla belirlenmez. Aynı deprem sırasında birbirine yakın iki bölgede bile hissedilen sarsıntı ve oluşabilecek hasar farklı olabilir. Bunun nedeni zeminin yapısı, zeminin deprem dalgalarını ne ölçüde büyüttüğü, sıvılaşma potansiyeli ve yapıların depreme karşı ne kadar dayanıklı olduğudur.
Bu yüzden haritada yalnızca fay hattına bakarak bir bölgenin güvenli ya da riskli olduğunu söylemek doğru olmaz.
Zemin ve Bina Güvenliği Neden Önemli?
Örneğin daha sağlam zemin üzerinde, güncel deprem yönetmeliklerine uygun şekilde inşa edilmiş bir yapı ile zayıf zeminde bulunan eski bir yapının aynı depremden etkilenme düzeyi aynı olmayabilir.
Bu nedenle “Adalar’a ne kadar yakınım?” sorusu tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan, bölgenin beklenen sarsıntı düzeyi ile yerel zemin koşullarının ve binanın güvenliğinin birlikte değerlendirilmesidir.
Aynı İlçede Bile Risk Değişebilir
Faya olan mesafe elbette deprem tehlikesini değerlendirirken dikkate alınan önemli faktörlerden biridir. Ancak gerçek risk, bu coğrafi yakınlığın yanında zeminin özellikleri ve yapının dayanıklılığıyla birlikte ortaya çıkar.
İstanbul gibi jeolojik yapısı ve yapı stoğu oldukça değişken bir şehirde, aynı ilçe içinde bile farklı risk seviyeleri görülebilir. Bu nedenle yalnızca ilçe adı üzerinden kesin bir risk değerlendirmesi yapmak da yanıltıcı olabilir.
Sonuç
Adalar’a yakın olmak önemli bir coğrafi faktördür, ancak tek başına “daha riskli” veya “daha güvenli” sonucuna ulaşmak için yeterli değildir. İstanbul depremi söz konusu olduğunda fay hattına olan uzaklık kadar, yaşadığınız bölgenin zemin özellikleri ve özellikle bulunduğunuz binanın güvenliği de dikkate alınmalıdır.
Deprem konusunda şehir efsaneleri yerine doğrulanmış bilgilerle hareket etmek, doğru hazırlığın ilk adımıdır.
İstanbul depremi ve deprem güvenliği hakkında güncel içerikler için Sismograf’ı takip edin.